Misafir gezegen; ‘İlâhî Nizam ve Kâinat kitabı’nda tebliğ edilen; şimdilik (2013) astronomlar tarafından gözlemlenemeyen; kendi sistemindeki yörüngesinden savrulup Güneş Sistemi’mize doğru yaklaşmakta olan; sistemimiz ve ‘Dünya Gezegeni’ üzerinde ‘manyetik alan’ı yoluyla etkilerde bulunacağı bildirilen; gezegenimizin yaklaşık 400 katı büyüklüğünde olan meçhul bir gezegendir. (296, 297, 298, 299, 300, 302)
Güneş sistemlerindeki manyetik alanlar üzerine genel bilgi
Bir güneş sisteminde (Güneş sistemleri), her kürenin kendisine özgü bir manyetik alanı vardır ki, her biri mensup bulunduğu madde cüzüne (küreye) ait ayrı bir karakter taşıyan bu alanlar, sistem içinde birbirleriyle çok sıkı temasları olduğu hâlde, asla birbirlerine karışmazlar ve bu yüzden, bir küreye ait herhangi bir madde cüzü, o kürenin manyetik alanını terk edip bir başka kürenin manyetik alanına girmez. (295) Fakat herhangi bir zorlamayla böyle bir hâl meydana gelirse, bu takdirde yeni bir manyetik alana girmek zorunda kalmış o cisim, girmiş olduğu yeni manyetik alanın mahiyetine uymak ve kendi mahiyetini köklü bir şekilde değiştirmek zorunda kalır. (295) İşte, bir sistem içindeki çeşitli kürelerin çeşitli manyetik alanları, kendi aralarında o sistemin genel bünyesinin icaplarına göre, böyle, karşılıklı olarak tesirleşir ve tam bir denge hâlinde bulunurlar. (295)
Sistem içindeki çekirdeğin (güneşin) ve onun etrafında dönen madde cüzlerinin, yani kürelerin yörüngelerinin şekilleri, uzunlukları, kısalıkları, eksen yönleri, kendi eksenleri etrafındaki dönüş ve yörüngelerindeki dolanımlarının hızları; hep o sistemin inkişafı sonucunda meydana gelecek hareketlerin durumlarıyla ve aralarındaki denge hâlleriyle belirlenir ki, bu hareketler de üst tesirlerin kontrolleri altında, bu cüzler arasında cereyan eden karşılıklı tesirleşmelerle mümkün olur. (295) Bütün bunlar da sistemlerin inkişaf ve tekâmül derecelerine bağlıdır ve bu derecelere göre değişmelere mâruz kalırlar. (295) Yani bir sistemin madde cüzleri arasındaki tesirleşmelerin, şu veya bu tarzdaki hareketleri meydana getirecek şekillerde oluşu, o sistemin tekâmülü ile ilgili hâllere göre değişir. (295-296)
Özetle, bir çekirdek etrafında dönen çeşitli madde cüzleri olup, bu madde cüzlerinin her birinin birer manyetik alanı mevcuttur; bu manyetik alanlar arasındaki karşılıklı tesirleşmelerin durumları da o çekirdeğin ve etrafında dönen cüzlerin inkişaf derecelerine göre değişir; işte bu tesirleşmeler sonucunda kurulan denge hâllerinin bütünü bir “manyetik alanlar sentezi”ni meydana getirir ki, buna da güneş sisteminin manyetik alanlar sentezi denir. (296)
Güneş sistemlerindeki kürelerin inkılap olaylarında kullanılan tetikleyici dış etkiler
Bir güneş sistemindeki herhangi bir kürede meydana gelecek değişiklikler, o kürenin manyetik alanına yapılacak tesirlerle mümkün olur. (296) Yani bir kürede icap eden sayısız değişmeler; o kürenin manyetik alanına, sistemin güneşinden veya başka bir yerden gelecek ‘tesirler’le meydana gelir ki, bu tesirler de ‘vazife plânı’nın o sistemde vazifelenmiş varlıkları tarafından direkt veya endirekt olarak gönderilir. (296)
Fakat Güneş Sistemi’ndeki bir küre üzerinde eğer büyük bir inkılâp (İnkılap ve intikal devri) çapında değişimler icap ediyorsa, o zaman, o kürenin manyetik alanına daha ağır ve daha güçlü tesirlerin gönderilmesi lüzumu belirir: (296) işte ‘İlâhî Nizam ve Kâinat kitabı’nda Dünya’da meydana gelmesi kesinleştiği tebliğ edilen büyük inkılap olaylarını meydana getirmek üzere Güneş Sistemi’ne ulaşacak ilk güçlü tesir, Güneş Sistemi’mize çok uzak mesafelerde bulunan başka bir sistemin Dünya’dan hemen hemen 400 defa daha büyük bir gezegeninin manyetik alanından gelecektir. (296)
Gezegenin olağandışı, maksatlı yolculuğu
Dünya’dan büyük olmakla beraber, maddesi Dünya’nınkinden çok basit ve ağır olan bu gezegenin, Güneş Sistemimiz’den çok uzaklarda, kendi güneşi etrafında katettiği bir yörüngesi bulunmaktadır. (297) Fakat bu gezegen, güneşi etrafındaki olağan dolanımını yaparken yörüngesinden savrulmuş ve büyük bir yay (kavis) çizmek suretiyle Güneş Sistemi’mize doğru ilerlemeye başlamıştır. (297)
Bir tesadüf olmayan bu hâl, bu ilerleyişle ilgili diğer bir sürü sistemde meydana gelecek büyük ve küçük inkılâplarla vazifeli bir ‘Plân’ tarafından –‘Ünite’den gelen direktiflere göre– gönderilmekte olan tesirlerle sağlanmıştır. (297) Böylece o gezegen, izlemekte olduğu, kendisine o yüksek vazife plânı tarafından çizilmiş büyük yay üzerinde, Güneş Sistemi’ne yakın bir yerdeki belirli bir noktaya kadar gelecek, sonra ilerleyişinin yönünü, tekrar sistemine doğru çevirerek geriye dönecek ve eski yörüngesine girerek güneşi etrafındaki eski olağan dolanımına devam edecektir. (297) Bu gezegenin, yörüngesinden böyle ayrılıp, büyük bir yarım yay (parabole ya da yarım elipse benzer bir yay) çizerek, yolculuğunu Güneş Sistemi’mizin yakınlarına kadar olağandışı bir şekilde uzatması ve bu sırada Güneş’imize çarpmadan, belirli bir noktadan itibaren tekrar gerisin geriye dönmesi, kuşkusuz tesadüfi bir olay değil, Ünite’den gelen yüksek bir icabın (Aslî icap) sonucudur. (297)
Bu gezegen hâlen (1959 yılında), yörüngesinden ayrılmış bulunmakta olup, Güneş Sistemi yönüne doğru ilerlemekte ve her an ona yaklaşmaktadır. (297) Şu anda (1959 yılında) görülmesi henüz mümkün olmayan bu gezegenin 150- 200 yıl sonra dünyadan gözle görülmesi (şimdiki kıtalar battıktan sonraki yeni devrede, ilkel hayat sürdürecek insanlarca görülmesi) mümkün olacaktır. (297, 282, 304)
Gezegenin bu yolculuğu, birçok sistemi ilgilendiren genel bir tekâmül sürecinin icabıdır: (297) İlk olarak; Güneş Sistemi’ne yaklaşıncaya kadar, diğer birçok sistemin manyetik alanlarıyla karşılaşıp çarpışacak (burada çarpışacak olan, manyetik alanlardır) gezegenin bizzat kendisi, her çarpışmasında bünyesinde muazzam sarsıntılar, dengesizlikler geçirecek ve allak bullak olacaktır ki, işte o gezegenin Dünya’daki varlıklardan çok daha basit ve ilkel olan varlıkları, inkişaf hızlarını ancak bu büyük sarsıntılar sayesinde arttırabileceklerdir. (297-298) İkinci olarak; bu gezegen Güneş Sistemi’ne gelinceye kadar karşılaşacağı diğer bir sürü sistemin dengelerinin çeşitli derecelerde bozulmasına neden olacak, onların durumlarını da allak bullak edecek ve bu suretle diğer birçok kürenin inkişafına imkân hazırlamış bulunacaktır. (298) Üçüncü olarak da; manyetik alanı Güneş Sistemi’mize tesir edecek ve sistemimizde bu tesirin en şiddetli sonuçlarına sistemin en ileri küresi olan Dünya mâruz kalacaktır. (298)
Gezegenin ilk 50 yıllık dönemdeki endirekt etkisi
Gezegen bugün (1959 yılında), Güneş Sistemi’nden henüz bir hayli uzaktadır. (299) Dolayısıyla manyetik alanı Güneş Sistemi’nin manyetik alanı ile henüz direkt temas hâlinde değildir (ilk direkt temas tarihi olarak 2009 ile 2019 yılları arası verilmekte). (299) Fakat Dünya’nın 400 katı olan bu gezegenin, yörüngesinden ayrılıp Güneş Sistemi’ne doğru ilerlemeye başladığı andan itibaren, Güneş Sistemi üzerinde endirekt (dolaylı) olarak bazı tesirleri olmaya başlamıştır. (299) Yani, gezegenin manyetik alanı, gezegenin bu yolculuğu sırasında bazı sistemlerin manyetik alanları ile temasta bulunmaktadır ki, bu sistemlerin manyetik alanlarının da Güneş Sistemi’nin manyetik alanıyla ilişkide olmasından dolayı, sistemimiz bu gezegenin tesirlerini şimdilik (1959 yılında) bu dolaylı yoldan (endirekt olarak) almaktadır. (299) Ancak, bu gezegenin henüz hem uzakta olması, hem de tesirinin vasıtalı yollardan gelmesinden dolayı, Güneş Sistemi’ndeki sonuçları bugün (1959 yılında) pek zayıftır. (299)
Gezegenin ilk 50 yıllık dönem sonrasında başlayacak direkt etkisi
Fakat Güneş’e sürekli olarak yaklaşmakta olan bu gezegenin manyetik alanı, bundan (1959 yılından) hemen hemen 50, 60 yıl sonra (2009-2019 arasında) Güneş Sistemi’nin manyetik alanı ile “direkt olarak” temas hâline gelmiş bulunacaktır. (299) Bu durum oluştuğunda, gezegenin çok ağır ve yoğun manyetik alanı, Güneş’in manyetik alanı üzerine güçlü bir baskı tesirinde bulunacaktır. (299) Tüm gezegenleriyle bir bütün olan Güneş Sistemi’nin aldığı bu ağır tesir, sistemin gezegenleri üzerinde, daha doğrusu onların manyetik alanları üzerinde çeşitli reaksiyonlar (tepkiler) ortaya çıkaracaktır. (299)
Misafir gezegenden gelen tesir, çok kaba ve ağırdır. (299) Güneş Sistemi’nin en ileri küresi olan Dünya’nın ince ve kompleks (karmaşık) manyetik alanı ile bu gezegenin kaba manyetik alanı arasında büyük bir kaynaşmazlık mevcut olduğundan, gezegenden Güneş Sistemi’ne gelen tesirin en şiddetli, sarsıcı sonuçları ve reaksiyonları (tepkileri) Dünya küresinde görülecektir. (299) Bu hâlin sonucu olarak, gezegenin bu kaba manyetik alanının tazyiki (basıncı, baskısı) altında, Dünya’nın bugün (1959 yılında) sabit bulunan ve yörüngesine (ekliptik düzlemine) dikey durumdan (ekliptik eksenden) yaklaşık 23 derecelik (23°27’) açı farkı olan ekseninin bu açı farkı ya da eğimi tedricen 13 derece daha artacak ve Dünya ekseni, 2059’u izleyen yıllardan birinde yörüngesine dikey durumdan 36 derece eğri hale gelecektir. (299, 304, 302) Kutuplar kayma hareketine ilk olarak, misafir gezegenin Güneş Sistemi’mize gelecek ilk direkt tesirleriyle (manyetik alanların ilk direkt teması sırasındaki tesirleriyle 2009-2019 yılları arasında) başlamış olacaktır. (299) Kutupların ve eksenin değişmesi
Dıştan gelen direkt etkiyle Yerküre’nin hareket dengelerinin bozulmasının sonraki sonuçları ya da zincirleme değer farklanmasının sonuçları
Dışarıdaki gezegenden gelerek, Dünya’nın manyetik alanına, oradan da bünyesine geçecek tesirler, kürenin dahilî hareketleri (bünyesindeki hareket dengeleri toplamı) üzerine etki ederek hareketlerin ilk dengesini bozacaktır. (300) Hareket kompleskleri. Bu denge bozulduktan sonra meydana gelecek denge değişmeleri de; dünyada vuku bulmaya (olmaya) başlayacak yeni durumlar yani yeni hareketler sonucunda, –zincirleme değer farklanması mekanizmasına göre– denge tam kurulma derecesini buluncaya kadar (kurulacak yeni denge kuruluncaya kadar) sürecektir. (300) Bunun sonucu olarak da Dünya’nın bilinen yerlerdeki kuzey ve güney kutupları yerlerinden oynayacaktır: (300)
Gezegenden gelen tesirle, Dünya’nın “hareket dengeleri toplamı”nın bozulması sonucunda, kuzey kutbu Rusya tarafında güneye doğru kayacak, güney kutbu da Güney Amerika’nın burnu yönünde kuzeye doğru yükselecektir. (302) Kuzey kutbu, bugünkü kuzey kutup dairesi ile 100’üncü meridyenin kesiştiği nokta üzerine gelecek, güney kutbu ise Güney Amerika’nın burnu yönüne doğru yükselerek, bugünkü güney kutup dairesi ile 80’inci meridyenin birleştiği nokta üzerine gelecektir. (302) Kutuplar, gezegenin manyetik alanının Güneş Sistemi’nin manyetik alanıyla ilk direkt temasa geçtiği anda kayma hareketine başlayacak olmakla birlikte, bu konumlara ancak nihai safhada (2059’dan sonraki bir yılda) geleceklerdir: (302-303, 304)
Kuzey ve güney kutuplarının bu noktalara kayması ilk zamanlarda çok yavaş olacaktır. (303, 299) Misafir gezegenin bu şekilde ortaya çıkacak ilk tesiri 50 yıl sonra (2009’da veya 2010’lu yıllarda) belirsiz olarak başlayacak, sonraki 50 yıl boyunca (2009-2059 arasında) çok yavaş olarak devam edecektir. (303, 299) İnkılap ve intikal devri
Gezegenin ilk tesiriyle, Dünya’nın ilk dengesi bozulduktan sonraki denge durumlarının değişmesi; Dünya cüzlerinin hareketleri arasında birbirini izleyecek zincirleme değer farklanmalarıyla tam dengenin kurulacağı âna kadar devam edecektir. (303) Hareket kompleksleri. Bu da şöyle olacaktır:
İlk dengenin bozuluşundan sonra, şimdiki kutuplar ısınmaya başlayacaktır. (303) Bunun sonucu olarak denizler üzerinde bulunan eski kuzey kutbundaki (kutupların geleceği yeni konumlara göre eski denilen şimdiki kuzey kutbundaki) buzların yanısıra, karalar üzerinde bulunan eski güney kutbundaki buzlar da oraların ısınması yüzünden eriyecektir. (303) Kuzey kutbunun buzlarının erimesiyle, oradaki denizlerin hacmi küçülecektir (suyun hacminin buzunkinden daha az olmasının sonucunda küçülecektir). (303) Buna karşılık güney kutbundaki karalar üzerinde bulunan buzların erimesiyle muazzam su kütleleri denize dökülecek ve bu suretle Güney Okyanusu’ndaki suların hacmi ise aksine artacaktır. (303) Böylece iki kutup çevresinde bulunan denizlerde oluşacak dengesizlik sonucunda, güneyden kuzeye doğru büyük bir su akımı başlayacaktır ki, bu hâl dünyanın manyetik alanı üzerinde yeni, fakat misafir gezegenin yapmış olduğu etkiden daha güçlü etkiler yapmaya başlayacak, dünyanın manyetik denge hatlarının daha fazla değişmesine neden olacaktır. (303)
Bunların da diğer hareketlere yol açması suretiyle, kutuplar, üstte belirtilen noktalara, artık dıştan gelen bir etkiyle değil, o etki sonrasında, Yerküre’nin zincirleme değer farklanması mekanizmasıyla meydana gelecek denge değişmeleri sonucundaki etkilerle yaklaşmaya başlayacaktır. (303) Sonuç olarak, kutupların yer değiştirmeye başlamasına neden olan ilk etki, misafir gezegenden gelecek, fakat ondan sonra bu işi tamamlayacak olan etki ise, Yerküre’nin bizzat kendi bünyesindeki hareketlerin, değer farklanması mekanizmasıyla sürecektir. (304)
Kutupların ve eksenin değişmesi

