Aktif intibaklar; ancak ‘vazife safhası’nda sözkonusu olan; vazife safhasının başlarından ya da ‘vazife plânı’nın ilk kademelerinden itibaren başlayan; idraklerin ‘aslî icap’lara intibak ederek, aslî icaplar ile vahdet oluşturması, yani idraklerin ve ruhların davranışlarının bu icaplar ile birleşmeleridir ki, bu intibaklar ya da birleşmeler, ‘Asli Kudret ışığı konisi’ sembolik tasvirinde ışık huzmelerine intibak olarak ifade edilmiştir. (237, 193, 194, 229) Aslî Kudret ışığı konisi sembolizminde, ışık konisinin ışıkları, icaplar (Aslî icap) bütününü temsil etmektedir. (190, 191, 195) Varlıkların, ‘Aslî Kudret ışığı konisi’ndeki yükselişlerinin, vazife safhasından itibaren artık çeşitli mekanizmalarla itilme veya sürüklenme tarzında pasif şekilde olmayıp, kendi idrakleriyle tırmanmaları tarzında, aktif şekilde olmasından dolayı, söz konusu intibaklar “aktif” sıfatıyla nitelenmekte ve vazife safhasına, bu özelliğini belirtmek üzere “aktif intibaklar safhası” da denilmektedir. (193,194, 229)
İdraklerin icaplara intibakı ya da icaplarla birleşmesi, bu birleşmeler sonucunda idrakler arası birleşmelerin olması ve böylece gitgide genişleyen grupların oluşması
Vazife plânının ilk kademelerinde küçük çaplarda olmakla birlikte, ilk kademelerinden itibaren tedricen, ruhların davranışları icaplara intibak etmeye, yani icaplar ile birleşmeye başlar. (193, 237) Vazife plânı, “icaplara intibaklar plânı”dır. (244) icaplara intibak eden idrâklerin aynı zamanda birbirleriyle de intibak hâline girerek vahdet oluşturmaları zaruridir (kaçınılmazdır): (244) Aynı icaplarda tam bir mutabakat (intibak hâlinde olma) hâline gelmiş çeşitli varlıklar, o noktada birbirleriyle de vahdet hâline girmişler demektir. (237) Böylece idrakler icaplarla birleştikçe, birbirleriyle de birleşirler. (237) Dolayısıyla vazife plânının çeşitli kademelerinde, belirli icaplarda birleşmiş, vahdet hâline gelmiş varlıklardan oluşan çeşitli vazife grupları vardır ki, bunlar arasında dünyada olduğu gibi, ‘realite’ farkları yoktur. (237) Çünkü esasen onlar ‘hakikatler’e intibak hâlindedirler; orada realiteler değil, hakikatler vardır. (237)
İntibak sahası ve genişlemesi
İntibak sahası; vazife plânlarındaki, birleşik idraklerden oluşan varlık gruplarından her birinin aslî icaplara intibakta geldiği dereceyi, aldığı yolu, tekamül durumunu ve ‘Ünite’ye mesafesini ifade eden saha olup, o grubun aslî zaman üzerinde kapsadığı sahayla kendini gösterir. (229, 237, 239, 244, 245)
Aktif intibaklar safhasında ya da vazife safhasında ilerlendikçe idraklerin icaplara intibak sahaları da genişler; yani idrakler, tekâmül ettikçe, akan aslî zaman içinde, ruh ve kâinat ilişkilerine ait (ilişkin) ilâhî icaplara (aslî icaplara) daha geniş çaplarda intibak ederler. (237) İdrakler icaplarla birleştikçe, birbirleriyle de birleşirler. (237) Vazife plânında başlayan idrakler arası mutabakatlar (intibak hâlinde olmalar, birleşmeler), varlıklara birtakım iş ve vazifeler yükler ve onları –intibak sahalarının genişliğine göre– birtakım ‘yükümlülük’lere tâbi kılar: (239) Bu yükümlülükleri ifa ederken, gösterecekleri ‘liyakat’lerin derecesine göre intibak sahalarını daha fazla genişletirler ve idrakî zaman ve mekânın geniş imkânları içinde, Ünite’ye doğru yükselen vazife plânı kademelerinin üst basamaklarına tırmanırlar. (239)
Vazife plânlarındaki gruplar, organizasyonlar, sürekli olarak idrakî zaman tekniğiyle, vazifeler görerek aslî zaman akışında hızla mesafe alır ve bu faaliyetleri sayesinde intibak sahalarını genişletirler. (244-245)
Bu sırada onların işleri, vazifeleri ve yükümlülükleri de o oranda artar, kapsam kazanır ve bir üst kademeye geçerler. (245) Buradan anlaşılabileceği gibi, vazife plânında bir üst ‘plân’a ya da kademeye geçiş demek, intibak sahasının bir o kadar (buna oranlı olarak) genişlemiş bulunması demektir. (245)
Şekil-6’da, tekâmülün ‘küresel zaman’ ya da idrakî zamandaki yürüyüşünde, kürelerin iki inkişaf kademesi arasında görünen genişleme ya da inkişaf farkı, intibak sahasının genişlemesini ifade eder, yani bu fark, aslî icaplara giderek daha geniş çaplarda intibak eden idraklerin intibak sahaları (eski intibak sahası ile yeni intibak sahası) arasındaki genişlik farkından başka bir şey değildir. (229, 237) Çünkü küresel zamanda inkişafların artması, daima kâinattaki hakiki intibak sahasının genişlemesinin eşliğinde olur. (229) İntibak sahasının her genişlemesi ise Ünite denilen idrak vahdetine yürüyüşte biraz daha yol alınmış olması demektir; intibak sahasının son ve en geniş hâlini alması, Ünite denilen idrak vahdetinin gerçekleşmesi demektir. (229, 230, 239)
Aktif intibakların “Aslî Kudret ışığı konisi” sembolizmiyle açıklanması
Dünyada hiçbir nokta üzerinde, idraklerin tam mutabakatı (intibak hâlinde olması, birleşmesi) ve vahdeti mümkün olamaz; bu, ancak ‘realite’lerin, yerlerini hakikatlere bıraktığı ‘vazife plânı’nın ilk kademelerine geçilmesinden itibaren başlar. (238, 237, 242) Varlıklar, idrak vahdetlerinin ilk adımına, ‘kader mekanizması’nın icapları altında, vazife plânında başlarlar ki, buna “idraklerin icaplara, hakikatlere ulaşması, gerçekleşmesi” denir. (239) İşte varlıkların, vazife yükümlülüğünü (Yükümlülük) doğuran zaruret bu gerçekleşmeden ileri gelir. (239) Gerçekleşme, ‘Aslî Kudret ışığı konisi’ sembolik tasvirinde projektör ışığı sembolüyle ifade edilen ‘aslî icap’lara idraklerin intibak etmesi anlamına gelir ki, ilk gerçekleşmeler vazife plânının ilk kademelerinde başlar, yüksele yüksele Ünite’de son kapsamına (en kapsamlı hâline) ulaşır. (239) Bu sembolizmde varlıkların, kâinata inen Aslî Kudret ışığı huzmesine tırmanarak yukarılara çıkması demek, o ışık huzmelerinin kapsamında mevcut tüm icaplara idraklerinin gittikçe intibak etmesi demektir, o ışığın ahengine girip o ahenge gittikçe daha geniş çapta karışmaları demektir. (239) Ahenkten olmak
Aslî Kudret ışığı konisi sembolizminde koninin tabanı insan-üstü ve hidrojen âlemi ötesi olan vazife safhasına ulaştığında saha iyice aydınlanmış duruma gelir. (193) Buradan itibaren icaplar açık olarak tezahür ederler ki, bu durum da, idraklerin icaplara hızla intibak etmelerini sağlar. (193) Yani buradan itibaren ruhların davranışları ile icaplar birleşmeye başlar. (193) Bu safhadan itibaren koninin artan aydınlık sahaları, tepeye doğru yükseldikçe, ruhların davranışlarının ve idraklerinin kâinat icapları ile intibak etmelerine (birleşmelerine) hız kazandırır ve vahdet sahası (idrakler ile icapların vahdet sahası) tepeye yaklaştıkça o oranda genişler. (194)
İnsanlık safhasında idrakler henüz ‘vazife’ bilgisiyle aydınlanmış bulunmadığı ndan vazife plânına ait aktif intibaklar insan hayatında başlamaz. (196) Çünkü insanlık safhasında ruhların hiçbir davranışı henüz hiçbir icapla tam bir vahdet oluşturabilecek kudrete ermiş değildir. (196) İnsanlar üst plânda olduğu gibi ışık konisine henüz kendi kudretleriyle tırmanıp çıkabilecek duruma gelmemişlerdir. (196)
Vazife safhasındaki yükseliş ile önceki safhalardaki yükseliş arasındaki bu önemli fark, ışık konisi sembolizmiyle şöyle ifade edilebilir:
Varlıklar buraya kadar, ışık konisinin tabanını ancak çeşitli mekanizmalar vasıtasıyla, adeta yukarı doğru itilerek ve sürüklenerek takip edebiliyorlardı. (193-194) Oysa bundan sonra idraklerinin icaplarla meydana gelecek birleşmelerinin liyakatleri sayesinde, ışık konisinin huzmelerine kendi idrakleriyle tırmanarak, didinerek çıkmaya başlarlar; yani tepeye doğru artık aktif bir şekilde çıkmaya başlarlar ki, bu da idraklerin icaplara intibak ettiği oranda, yani onlarla vahdet hâline girebildiği oranda hızlı olur. (194) O yüzden buradaki yürüyüşe tekâmülün “aktif intibaklar safhası” da denir. (194)
Ruhların idrakleri ile icapların birleşme sahaları böyle genişleye genişleye ilerlerken, koninin gitgide yükselen tabanı nihayet öyle bir noktaya (tepe noktasına) gelir ki, orada icaplar bütünü ile ruhların bu kâinata ilişkin tüm davranış ve idrakleri tam bir vahdet hâlini alır. (194) Tırmanış ‘Ünite’ denilen, kâinatın bu son imkân sınırlarına geldiği zaman, varlıkların birleşik idrakleri, bu ışık huzmesinin içerdiği tüm icaplara intibak etmiş, tam o ahenkten olmuş ve dolayısıyla kâinat cüzlerine ve bütününe hâkim bir durum almış bulunur. (239-240)

